Abdullah Öcalan, İmralı Cezaevi
"Mezopotamya
ve Anadolu'nun kadim halkları arasında yüzyıllardan bu yana var olan toplumsal
ilişkiler son üç yüzyıldır büyük bir altüst oluş içerisindedir. Özellikle
kapitalist modernite ve onun tapınağı ulus devletlerin saçtığı zehir nedeniyle
bu topraklar adeta halklar ve kültürler mezarlığına dönmüştür. Monolitik ulus
yaratma projeleri Avrupa'dan Afrika'ya, Asya'dan Avusturalya'ya, oradan
Amerika'ya kadar insanlığın bütün değerlerini al aşağı etmiş, binlerce yıllık
kültürel mirasları ve değerleri yeryüzünden silip süpürmüştür. İnsanlığın ve
medeniyetin ilk boy verdiği anavatanımız olan bu topraklar da bu felaketten
fazlasıyla nasibini almıştır. Halklarımız arasına hançer gibi sokulan ırkçı-milliyetçi
akımlar bu felaketin ideolojik alt yapısını oluşturmuştur. Onlarca dil ve
kültür bu yangın yerinde yanıp kül olmuş, birer nostaljik öge olarak bile
günümüze kalmayı başaramamışlardır. Birçok halk soykırım gibi insanlık suçu
nedeniyle yok edilirken birçok inanç ve kültür de baskılar sonucunda ortadan
kaybolmuştur. Son yüzyıllarda yaşanan felaketler insanlığın başına gelmiş en
büyük felaketlerdir. Tarih boyunca savaşlar ve çatışmalar hep yaşanagelmiştir
ama hiçbir dönemde bugün olduğu gibi insanlığı ve doğayı yok etmeyi hedefleyen,
büyük ölçüde başarılan bir yönelim olmamıştı.
İşte,
Ermeni halkına yönelik geçen yüzyılın başında uygulamaya konulan soykırım planı
da bu iğrenç politikaların en zalim olanlarındandır. Ermeni halkının içine
düşürüldüğü durum tam bir soykırım gerçeğidir. Bu soykırıma rağmen Ermeni
halkının trajedisiyle birlikte kendini bugüne taşıyabilmiş olması büyük bir
mucizedir. Bu mucize, hiç şüphesiz mazlum Ermeni halkının büyük emekleri ve
mücadelesi sonucu gerçekleşmiştir.
Günümüzde
Ermeni halkının yaşadığı tarihsel gerçekle bütün dünyanın yüzleşmesi ve Ermeni
halkının acısını paylaşarak yasını tutmalarının önünü açması gerekir. Türkiye
Cumhuriyeti'nin de bu olgunlukla meseleye yaklaşması ve bu acılı tarihle
yüzleşmesi kaçınılmazdır.
Bizler,
bu çerçeveden bakıldığında sadece Kürt halkının değil; bu kadim coğrafyanın
bütün halklarının ve inançlarının özgürlüğü için mücadele ediyoruz,
diyebiliriz.
Bu
nedenledir ki, Kürt sorununun çözümsüzlüğü için iç ve dış bütün demokrasi
karşıtı güçler her dönemde önümüze engeller çıkardılar. Barışçıl yolları
denediğimiz her dönemde büyük provakasyonlarla süreçleri kesintiye uğrattılar.
Bu kesimlerin dayandığı iki temel güç; para-kapital ve milliyetçiliktir. Araç
olarak da büyük sermaye lobilerini ve son dönemlerde de cemaat türü yapıları
kullandılar. Halklar arasında henüz görülmemiş hesapların olduğu
propagandasıyla sürekli olarak kendilerine zemin oluşturma gayreti içerisinde
oldular. Oysa bu topraklarda yaşayan bütün kadim halklar bu toprakların
sahibidir ve paylaşamayacakları hiçbir şey yoktur. Kürt, Türk, Arap, Fars,
Ermeni; hangi halktan olursa olsun, aralarındaki hukuk eşitliğe dayalı
kardeşlik hukuku olmak zorundadır. Halklar arasında yaratılan düşmanlık bizim
öz kültürümüzün bir parçası olarak kabul görmemelidir. Bunun gelecek
nesillerimize sirayet etmesine engel olmak zorundayız. Bu da ancak gerçek bir
adalet üzerine inşa edilmiş tarihi bir barışla olur. İşte 2013 Newrozu'nda
başlattığımız süreç de ancak bu anlayışla gelişirse kalıcı ve anlamlı olur.
Halkların
gerçek dostu ve Ermeni halkının yiğit evladı Hrant Dink de işte bu kirli
zihniyetin temsilcileri tarafından katledilirken, yukarıda izah etmeye
çalıştığım aynı amaca hizmet için katledilmiştir. Bu amaçla katledilen son
Ermeni de O'dur işte.
Zorlu
koşullarıma rağmen sürdürmeye çalıştığım barış arayışının hiçbir halkın
zararına ve aleyhine olmayacağı, olamayacağı 30 küsur yıllık mücadelemizin her
anında saklıdır zaten. Bizler burada bütün halkların çıkarına amansız bir uğraş
verirken bizi boşa çıkartmak için canla başla uğraşan bütün derin, açık,
paralel yapılara, lobilere ve cemaat türü yapılara karşı herkesi daha dikkatli
olmaya ve objektif bir bakış açısıyla meseleleri ele almaya davet ediyorum.
Politik
ahlaki duruşumuz bugüne kadar yolumuzdan şaşmadan yürümemize yardımcı oldu,
bundan sonra da aynı ferasetle bütün halklar için mücadele edeceğimden kimsenin
kuşkusu olmasın.
Bu
temelde bir kez daha sevgili Hrant Dink'i saygıyla anıyor, Ermeni halkı başta
olmak üzere bütün halklarımıza selamlarımı iletiyorum.
Abdullah
Öcalan, İmralı Cezaevi


Yorumlar
Yorum Gönder